
ABD ve İsrail'den İran'a Ortak Askeri Harekat: Washington Tahran'la Resmen Savaşta
Haber Özeti
İsrail ve ABD, İran'a eş zamanlı askeri saldırılar düzenleyerek, ABD'nin Tahran ile resmen savaşa girdiğini ilan etti. ABD Başkanı Trump, "büyük çaplı muharebe operasyonlarının" başladığını duyurarak, İran'ın askeri kapasitesini yok etme hedefini açıkladı ve İranlıları rejimlerini devirmeye çağırdı. Bölgedeki tansiyon zirveye tırmanırken, İsrail ülke genelinde olağanüstü hal ilan etti ve hava sahasını yolcu uçuşlarına kapattı.
İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri, İran'a eş zamanlı askeri saldırılar düzenleyerek, ABD'nin Tahran ile fiili bir çatışmaya resmen girdiğini duyurdu. Bu operasyonlar, haftalar süren tırmanan gerilimin ve bölgedeki benzeri görülmemiş ABD askeri yığınağının ardından geldi. İran devlet medyası, Tahran'ın çeşitli bölgelerinde roket atışları olduğunu ve başkent üzerinde dumanların yükseldiğini bildirdi; ancak hasarın ve can kayıplarının tam boyutu henüz belirsizliğini koruyor.
Cumartesi sabahı İsrail genelinde hava saldırısı sirenleri çaldı ve sivillerin sığınaklara yönelmesine neden oldu. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, bu eylemi İran'dan gelen tehditleri etkisiz hale getirmeyi amaçlayan önleyici bir adım olarak nitelendirdi ve ülkeden gelebilecek füze ve dron saldırılarına karşı uyardı. Ülke genelinde 48 saatlik olağanüstü hal ilan edilirken, İsrail yolcu uçuşlarına hava sahasını kapattı ve sivil savunma protokollerini devreye soktu.
ABD Başkanı Donald Trump, halka yaptığı açıklamada, “İran'da büyük çaplı muharebe operasyonlarının” başladığını duyurdu. Operasyonu “kitlesel ve devam etmekte olan” olarak nitelendiren Trump, bunun İran'ın füze kapasitesini dağıtmayı, donanmasını zayıflatmayı ve bölgesel vekil güçlerinin etkisini azaltmayı hedeflediğini belirtti. Trump, saldırıları Amerikan güvenliğini savunma ve İran'ın ABD ile müttefiklerini tehdit etmesini engelleme yönündeki daha geniş bir çabanın parçası olarak tanımladı.
Trump, İran Devrim Muhafızları ve diğer silahlı kuvvetlere doğrudan uyarılarda bulunarak, dokunulmazlık karşılığında silah bırakmalarını veya “kesin ölümle” yüzleşmelerini istedi. İranlı sivilleri sığınak aramaya çağırdı ve onları İslam Cumhuriyeti rejimini devirmeye teşvik etti: “Özgürlük saatiniz geldi. İşimiz bittiğinde, hükümetinizi ele geçirin. Bu sizin olacak. Bu muhtemelen nesiller boyu tek şansınız olacak.”
Riskleri kabul eden Trump, Amerikan güçlerinin kayıplar verebileceğini, ancak bu tür kayıpların savaşın bir parçası olduğunu ve misyonun “asil” olduğunu, uzun vadeli güvenliği hedeflediğini vurguladı.
Katar ve Bahreyn'deki (önemli Amerikan askeri üslerine ev sahipliği yapan ülkeler) ABD büyükelçilikleri, personel ve vatandaşlarına bulundukları yerde sığınak aramalarını talimatını verirken, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Amerikalıları sığınak yakınlarında kalmaya ve uyarılar çaldığında derhal harekete geçmeye çağırdı.
Trump, ABD'nin İran'ın nükleer programına sınırlamalar getirme konusunda defalarca müzakere etmeye çalıştığını yineledi ancak İran'ın her fırsatı reddettiğini iddia etti. İran'ı nükleer hedeflerinde ısrar etmekle suçladı ve rejimin yakında Amerika Birleşik Devletleri'ne meydan okumanın sonuçlarını öğreneceği konusunda uyardı. Trump yönetimi, ABD Donanması'nın Basra Körfezi'ndeki büyük konuşlandırmasını nükleer müzakerelerle alenen ilişkilendirerek, saldırıları hem bir caydırıcı hem de diplomasi için bir kaldıraç olarak çerçeveledi.









