
Rubio: Trump, Macaristan'ın Başarısına "Derinlemesine Bağlı", İlişkiler "Altın Çağ"ını Yaşıyor
Haber Özeti
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, eski Başkan Donald Trump'ın Macaristan'ın başarısına "derinlemesine bağlı" olduğunu ve iki ülke ilişkilerinin "altın çağ"a girdiğini belirtti. Ziyaretinde Macaristan'ın Çin ile işbirliğini ve Ukrayna'daki savaşa yönelik ABD'nin barış çabalarını ele alan Rubio, Macaristan'a sağlanan yaptırım muafiyetinin liderler arasındaki yakın bağdan kaynaklandığını vurguladı. Macaristan Başbakanı Orban ise Trump'ın Beyaz Saray'a dönmesiyle ilişkilerin yeni bir "altın çağ"a girdiğini ifade ederek, ABD liderliğindeki barış girişimlerine desteklerini yineledi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Budapeşte'ye yaptığı ziyaret sırasında eski Başkan Donald Trump'ın Macaristan'ın ve Başbakan Viktor Orban'ın başarısına "derinlemesine bağlı" olduğunu ifade etti. Rubio, iki ülke arasındaki ilişkileri olağanüstü güçlü olarak nitelendirerek, Trump ile Orban arasındaki yakın kişisel bağların ABD-Macaristan işbirliğinin mevcut durumunun temel nedeni olduğunu savundu.
Rubio'ya göre, ilişkiler "altın çağ" olarak adlandırdığı bir döneme girdi; bu sadece toplumlar arasındaki ortak görüşlerden değil, iki lider arasındaki doğrudan ve büyüyen bağdan kaynaklanıyor. Trump'ın Orban'a karşı tutumu hakkında hiçbir şüphe olmaması gerektiğini belirten Rubio, Trump'ın ilk başkanlık dönemindeki etkileşimlerini hatırlatarak, bağlantının ikinci döneminde daha da yakınlaştığını vurguladı. Washington'ın Macaristan'ın başarısını kendi çıkarlarıyla, özellikle de Orta Avrupa'daki çıkarlarıyla doğrudan bağlantılı gördüğünü dile getiren Rubio, Macaristan'ın ekonomik zorluklarla, büyüme engelleriyle veya istikrar tehditleriyle karşılaşması halinde Trump'ın kişisel olarak ilgileneceğini söyledi.
Rubio, Macaristan'ın ABD'nin stratejik rakibi Çin ile artan işbirliği hakkındaki soruları da yanıtladı. Ülkelerin kaçınılmaz olarak kendi ulusal çıkarlarını gözettiğini, bu çıkarların müttefiklerinin çıkarlarıyla tam olarak örtüşmese bile bunun böyle olduğunu belirtti. ABD'nin hiçbir ülkeden kendini diğerlerinden izole etmesini beklemediğini ve coğrafya, tarih, ekonomik gerçekler ve gelecekteki zorlukların ulusal kararları şekillendirdiğini anladığını vurguladı. Washington'ın ortaklarla endişelerini dile getirse de Çin ile angajmanın kaçınılmaz olduğunu ekleyen Rubio, ABD'nin de Pekin ile ilişkilerini sürdürdüğünü ve Trump'ın Nisan ayında oraya seyahat etmesinin beklendiğini belirtti. İki büyük küresel gücün, ciddi farklılıklar olsa bile temastan kaçınmasının gerçekçi olmayacağını söyledi.
Macaristan, vergi teşvikleri ve altyapı desteği aracılığıyla Çin sermayesini aktif olarak arayarak Çin ticareti ve yatırımı için önemli bir destinasyon haline geldi. Bu politika Washington'da dikkat çekerken, Rubio bunu bir çatışma noktası olmaktan ziyade Macaristan'ın egemen ekonomik stratejisinin bir parçası olarak değerlendirdi.
Ukrayna'daki savaş konusunda Rubio, ABD'nin Ukrayna ve Rusya'yı müzakere masasına getirebilecek tek ülke gibi göründüğünü söyledi. Ne Birleşmiş Milletler'in ne de Avrupa ülkelerinin bunu başaramadığını savundu. Washington'ın bir çözüm dayatmaya veya taraflardan birini istenmeyen bir anlaşmaya zorlamaya çalışmadığını, ancak son derece yıkıcı olarak nitelendirdiği çatışmayı sona erdirmeye yardımcı olmak istediğini vurguladı. Trump'ın, müzakereler özellikle Rusya'nın kesin pozisyonunu koruduğu toprak talepleri gibi kilit konularda durmuş olsa da barış çabalarına önemli zaman ve siyasi sermaye harcadığını söyledi.
Rubio, geçmiş ABD kararlarını doğrudan Trump-Orban ilişkisine bağladı. Macaristan'ın geçen yıl ABD yaptırımlarından aldığı bir yıllık muafiyetin, Rus petrolü ve gazını kullanmaya devam etmesine izin veren bu muafiyetin, iki lider arasındaki yakın bağlar nedeniyle verildiğini söyledi. Rubio'ya göre Washington, Macaristan ekonomisinin iyi performans göstermesini istiyor ve Orban görevde kaldığı sürece bunun ABD ulusal çıkarlarına hizmet ettiğini görüyor. Macaristan'ın 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı tam ölçekli işgalinin başlamasından bu yana Rus enerjisine devam eden bağımlılığı, çeşitli AB ve NATO ortaklarından eleştiri aldı.









