
Sofya'da Radyasyon Seviyeleri Normalin 70 Katına Yükseldi: Malinova Dolina Bölgesi Acil İncelemede
Haber Özeti
Sofya'nın Malinova Dolina semtinde, eski bir radyoaktif depo alanında yapılan ölçümlerde radyasyon seviyelerinin doğal arka planın 70 katına kadar çıktığı tespit edildi. Yetkililer, yerden 10 cm yükseklikteki bu ölçümlerin şu anda halk sağlığı için tehdit oluşturmadığını belirtse de, sorunun onlarca yıldır çözülmediği ve acil iyileştirme gerektiği vurgulandı.
Sofya'nın Malinova Dolina semtinde, eski Merkezi İzotop Deposu'nun bulunduğu alanda olası radyoaktif kirlilik ihbarları üzerine acil bir inceleme başlatıldı. Enerji Bakanı Vekili Traycho Traykov, bölgedeki radyoaktif kirlilik iddiasını ortaya atan bir ihbarın ardından incelemeye bizzat katıldı.
"Radyoaktif Atık" Devlet İşletmesi'nden uzman ekipler, izotop belirleme amacıyla tasarlanmış saha cihazları kullanarak kapsamlı bir yerinde araştırma gerçekleştirdi. Bulgular, Bakan Traykov'a, Bakan Yardımcısı Krasimir Nenov'a, Ulusal Radyobiyoloji ve Radyasyon Koruma Merkezi Direktörü Prof. Dr. Zhana Dzunova'ya ve diğer yetkililere sunuldu.
Bakan'a göre yapılan ölçümlerde belirli noktalarda yüksek radyoaktif seviyeler tespit edildi. Traykov, "Bazı noktalarda, doğal arka plan seviyesinin 10 ila 70 katı arasında değerler kaydedildi" dedi. Ancak, bu ölçümlerin yerden yaklaşık 10 santimetre yükseklikte kaydedildiğini ve mevcut erişim kısıtlamaları altında insanlar veya çevre için tehlike oluşturmadığını belirtti.
Traykov, sakinleri çitlerle çevrili alanlara girmemeleri konusunda uyardı ve devletin bu sorunu nihayet çözmesi gerektiğini vurguladı. "Bu dava onlarca yıldır sürüyor. Sofya'nın yerleşim bölgesinde böyle bir sorunun çözülmeden kalması kabul edilemez" diye konuştu.
Bakan ayrıca, Atık Yönetimi Devlet Ajansı'ndan, iyileştirme için gereken fonların tahminini de içeren tam bir rapor hazırlamasını istediğini duyurdu. Bakan, "Rapor Bakanlar Kurulu'na sunulacak" diye ekledi.
Eski Merkezi İzotop Deposu'nun kapalı tesisi, şu anda Bulgar Kızılayı'na ait olan kamuya ait devlet arazisi üzerinde bulunuyor. Sahadaki binalar ve tesisler Sağlık Bakanlığı bünyesindeki Ulusal Radyobiyoloji ve Radyasyon Koruma Merkezi tarafından yönetiliyor.
Nükleer Enerjinin Güvenli Kullanımı Yasası uyarınca, radyoaktif maddelerle kirlenmiş arazilerin temizlenmesi izin rejimine göre yürütülüyor. Bu tür alanların eski haline getirilmesi ve maliyetlerin karşılanması sorumluluğu, orijinal olarak radyoaktif atığı üretenlerin üzerindedir.
Sağlık Bakanlığı da yıllardır arazinin izlenmesi ve incelenmesine katıldığını vurgulayan bir açıklama yaptı. Bakanlığa göre, özel birimler tarafından yapılan kontroller de dahil olmak üzere uzun vadeli sistematik radyasyon kontrolü, çitli bölgenin dışındaki normal radyasyon seviyelerinde herhangi bir sapma göstermiyor.
Yetkililer, radyoaktif maddelerin çevre havasına veya suyuna yayılmadığını bildirdi. Bakanlık, "Çitli bölgenin dışında doğal radyasyon arka planından herhangi bir sapma tespit edilmemiştir" diyerek, erişim kısıtlamaları devam ettiği sürece halk sağlığı için şu anda bir tehdit olmadığını ekledi.
Ancak, kısıtlı bölgenin içinde, on yıllardır radyoaktif kalıntı maddeler içeren lokalize alanlar bulunduğu biliniyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı misyonlarından gelen tavsiyeler de dahil olmak üzere uzman değerlendirmeleri, kalıcı bir çözüm için kirlenmiş toprak ve malzemelerin kaldırılması yoluyla tam iyileştirme gerektiğini sonucuna varmıştır.
Sağlık Bakanlığı, şu anda kısıtlı çemberin dışındaki sakinler için tehlike olduğuna dair bir kanıt olmadığını vurgularken, vatandaşları bariyerlere ve uyarı bölgelerine kesinlikle uymaya çağırdı. Kuruma göre, yalnızca koordineli kurumsal eylem, şeffaf bilgilendirme ve etkilenen arazinin tam dekontaminasyonu, yıllardır çözülmemiş bir soruna nihai çözüm getirebilir.









