
Trump'tan Şok Açıklama: "Sıradaki Küba!" - Savaş Gerilimi Yayılıyor
Haber Özeti
ABD Başkanı Trump, "Sıradaki Küba!" diyerek İran sonrası yeni bir hedefi işaret etti ve bu açıklamalarla savaş gerilimini tırmandırdı. Küba Devlet Başkanı Díaz-Canel ise Washington'ı ülkesindeki krizden sorumlu tutarak istifa etmeyeceğini ve "gerekirse öleceklerini" belirterek meydan okudu. Adadaki enerji krizinin ABD'nin bölgedeki eylemleriyle derinleştiği ve Venezuela'daki gibi bir liderlik değişiminin Küba'da kolay olmayacağı vurgulandı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden savaşın ötesine geçerek retoriğini bir kez daha tırmandırdı ve Küba'nın Washington'ın bir sonraki hedefi olabileceğini ima etti. Beyaz Saray'da yaptığı konuşmada, mevcut çatışma sona erdiğinde gelecekteki eylemlere işaret etti. Trump, 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail'in İran'a yönelik askeri harekatına atıfta bulunarak, "İşimizi bitirdikten sonra Küba'ya uğrayabiliriz" dedi. Ayrıca Küba'yı "başarısız bir ulus" olarak nitelendiren önceki açıklamalarını yineleyerek, adanın "yakında düşeceğini" tahmin ettiğini belirtti, ancak yönetimin acil odağının İran'da kaldığını vurguladı. Florida'daki son bir yatırım forumunda ise daha ileri giderek, "Bu arada, sıradaki Küba ama bunu söylediğimi varsaymayın" ifadelerini kullandı.
Bu açıklamaların arka planında, adada ABD'nin bölgedeki eylemleriyle daha da kötüleşen derin bir kriz yatıyor. 3 Ocak'ta Venezuela'da ABD güçlerinin Başkan Nicolás Maduro'yu gözaltına almasının ardından Küba'nın zaten kırılgan olan enerji durumu keskin bir şekilde kötüleşti. Venezuela'dan ve ardından Meksika'dan petrol akışının kesintiye uğraması, kıtlığı ve ekonomik baskıyı yoğunlaştırdı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ise açıkça meydan okuyarak, ülkenin yaşadığı zorlukların sorumluluğunu doğrudan Washington'a yükledi. Amerikan televizyonundaki ilk röportajı olan NBC'nin "Meet the Press" programında, "koşulsuz" diyaloğa açık olduğunu, ancak dış baskıyla istifa etme önerisini kesinlikle reddettiğini belirtti. ABD'nin resmi olarak istifasını talep etmediğini kabul etmekle birlikte, böyle bir hamlenin kabul edilmeyeceğini açıkça ifade etti. "Kendimizi savunacağız ve eğer ölmemiz gerekirse, öleceğiz" diyen Díaz-Canel, Kübalıların "devrim için hayatlarını vermeye" hazır olduğunu ekledi.
Bu yorumlar, Kübalı yetkililerin fiili bir enerji ablukası olarak tanımladığı, adaya petrol sevkiyatını kısıtlayan ABD'nin politikasıyla birlikte daha geniş bir çıkmazı gözler önüne seriyor. Yakın zamanda bir Rus tankerine geçiş izni verilmesi geçici bir rahatlama sağlasa da, genel durum nüfus için kritikliğini koruyor.
Gerilimler, Washington'ın Venezuela'daki son yaklaşımını yansıtıyor; burada hızlı bir operasyon Maduro'yu görevden almış ve Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez liderliğinde ABD ile işbirliğine doğru bir geçiş yaşanmıştı. Bu sonuç, Washington'daki beklentileri etkilemiş gibi görünüyor. Ancak Küba farklı bir zorluk teşkil ediyor. Liderliği daha konsolide olarak görülüyor ve uzun süredir baskın olan Castro ailesi sahne arkasında önemli bir etkiye sahip olmaya devam ediyor. Aile üyelerinin, ülkeyi istikrara kavuşturmayı amaçlayan müzakerelerde ve ekonomik reform çabalarında rol üstlendiği bildiriliyor.
Röportaj sırasında Díaz-Canel, Küba'nın siyasi sistemi konusunda net sınırlar çizdi. Mevcut yönetim yapısında herhangi bir değişikliği reddetti ve çok partili seçimlerin getirilmesi olasılığını dışladı. Ayrıca, aralarında aktivist müzisyen Maykel Castillo'nun (Osorbo olarak biliniyor) da bulunduğu yaklaşık 1.200 siyasi mahkumun serbest bırakılması konusunda da herhangi bir taahhütte bulunmadı.









