
Yanlış Hesap Bağdat'tan Değil Tahran'dan Döndü: ABD'nin İran Kumarı Nasıl Çöktü?
Haber Özeti
ABD ve İsrail'in İran'da rejim değişikliği hedefiyle başlattığı askeri operasyon, halk ayaklanmasının gerçekleşmemesi ve rejimin baskıyla konsolide olması nedeniyle başarısızlığa uğradı. Yanlış istihbarat ve stratejik hatalar sonucu savaş, hedeflenen değişimi sağlamak yerine İran'ın elini güçlendiren bir dış düşman anlatısına dönüştü. Şu an gelinen nokta, tarafların kendi zaferlerine inandığı ve çözümün giderek zorlaştığı tehlikeli bir stratejik çıkmazdan ibaret.
Epic Fury Operasyonu'nun 31. gününde, İslam Cumhuriyeti ayakta kalmaya devam ediyor. Bu durum, savaşın başlangıcındaki stratejik öngörülerin ne kadar hatalı olduğunun en net kanıtı olarak öne çıkıyor. ABD ve İsrail, askeri saldırıların İran rejimini içeriden çökerteceğine ve halkın ayaklanacağına dair yanlış bir varsayımla yola çıkmıştı. Oysa rejim, Ocak ayındaki protestoları ağır bir baskıyla bastırmış ve toplumsal muhalefeti dış güçlerin oyunu olarak yaftalayarak kendi iç konsolidasyonunu sağlamıştı. Washington ve Tel Aviv, rejimin kırılgan olduğunu düşünürken, aslında rejimin kendi halkına karşı uyguladığı acımasız şiddeti ve dış düşman retoriğini hafife aldılar. Bugün gelinen noktada, askeri altyapı ciddi zarar görmüş olsa da stratejik bir çıkmaz yaşanıyor. Pentagon'un istihbarat zafiyetleri ve Başkan Trump'a sunulan 'kurgulanmış' başarı görüntüleri, karar alma mekanizmalarının gerçeklikten koptuğunu gösteriyor. İran, enerji piyasalarında yarattığı şokla Batı'nın iradesini kırmayı hedeflerken, ABD ise daha fazla saldırıyla rejimin yıkılacağını umuyor. Ancak diplomasi ve siyasi çözüm yerine bombalara güvenen strateji, bölgeyi daha büyük bir belirsizliğe ve ekonomik krize sürüklemiş durumda.









